Negeziyorum Blog

LOGO PNG.png
Ara

Alacahöyük Örenyeri ve Müzesi: Çorum - Antik Bir Keşfin Doğuşu

''M.Ö. 4000 yılını aşan bu yerleşim yeri, eski çağlarda yaşayan insanların yaşam tarzları ve medeniyetleri hakkında bize bilgi vererek dönemin mimari yapısı hakkında bizi bilgilendiriyor. Hititler döneminin yerleşim yeri olan bu bölge yeni kazılarla keşfedilmeyi bekliyor.

1835 yılında W. Hamilton tarafından keşfedilen bu yer, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ve Atatürk'ün talimatları ile Türk Tarih Kurumu'nda görevli Remzi Oğuz Arık tarafından 1935 yılında ilk kazılarına başlandı. En son 1983 yılında Mahmut AKOK tarafından devam eden kazılara bir süre ara verildi. 1997 yılından itibaren ise Aykut ÇINAROĞLU tarafından kazılara hala devam edilmektedir. Alacahöyük Ören Yeri, Sfenksli Kapı, Eski Tunç Çağı Mezarları, Küçük Mabet, Potern, Dinlenme Alanı, Maden Atölyesi, Silolar, Mabet olarak 9 bölümden oluşmaktadır. Müze girişleri ücretlidir. 10:00 ile 18:30 arasında ziyaretçilerine açıktır. Giriş ücreti 10,00 TL/Kişi (2020 Yılı) dir.


Girişte karşınıza Sfenksli Kapı olarak anılan, Hitit İmparatorluk Çağı'na özgü bu kapı, sağında ve solunda kabartmalı ortostatlarla süslenmiş tek Hitit İmparatorluk Çağı kapısıdır. Bu özelliği ile Hattuşa'daki Aslanlı Kapı ve Kral Kapısı'ndan farklıdır. İki kuleden oluşan bu yapının sol kulesinde ayakta duran boğa Fırtına Tanrısı'nı sembolleştirir. Devamında sunak önünde dua jestinde ilerleyen Kral ve Kraliçe, arkadaki bloklarda kült objeleri taşıyıcılarının önünde, kurbanlık hayvanların getirilişini, merdiven ve hançerle gösteri yapan figürler izlemektedir. Köşe ortostatının içine bakan yüzünde, sembol asalarını taşıyan, dört kişinin oluşturduğu rütüel sahne edilmiştir. Üst sırada ise ok ve mızrağın kullanıldığı domuz ve geyik avı tasvir edilmiştir. Sağ kulede ise dini tören sahnesi tasvir edilmiştir. Frizin başında tahtında oturan tanrıçaya dua jestindeki görevliler ilerlemektedir. Bu Tanrıça Fırtına tanrısının eşi olarak yorumlanmaktadır.

Alacahöyük kazı çalışmalarının ilk yıllarında toprağın taşınması için kullanılan vagonlar, Mustafa Kemal Atatürk'ün emri ile 1936 yılında Bayındırlık Bakanlığı'nca 30 adet olarak hibe edilmiştir.

4.000 yıllık eski tunç çağı'na ait mezarlar hitit kültürüne kaynaklık eden kültürlerin önde geleni Hatti Uygarlığı'nın aydınlanmasında en önemli buluntular arasındadır. Höyüğün güneydoğusunda 13 farklı şehir içi gömme mezardan 6 tanesi aslına uygun olarak yeniden canlandırılmıştır. Mezarlarda, ölünün başı batıya konulur, yüzü ise güneye çevrilir. Altın, gümüş ve değerli taşlardan oluşan takılar, silahlar, madeni ve pişmiş toprak kaplar, mezar içine bırakılmıştır. Güneş kursları ise mezarlara hediye olarak bırakılmıştır. Dört bir yanı dikdörtgen taşlarla örülü olan bu mezarlar, gömü töreninin ardından ahşap hatıllarla kapatılı, üzeri killi toprak ile sıvanmıştır. Bunun üzerine defin töreninin bir parçası olarak kurban edilmiş sığır başları ve bacak kemikleri bırakılmıştır.

Höyüğün başka bir noktasında Küçük Mabet bulunmaktadır. 11 odadan oluşan yapının bazıları kare, bazıları dikdörtgen olarak yapılmıştır. Açık ve koyu renkli kesme taşlardan yapılan mabedin giriş kısmı kuzeydedir.

Potern büyük yerleşim yerlerinde oluşturulmuş savunma yapılarıdır. Savunma sistemlerinin kapı yapılarından olan Potern, Alişar, Alacahöyük ve Hattuşa'da sur duvarlarının altından geçen ve yalancı tonoz tekniğiyle örülmüş tünelimsi geçitlerdir. Kapı iki burç, iki kapı ve bir girişten oluşmuştur. Kapının temelleri iri bloklar halinde kalker cinsi taşlarla örülmüştür. İç kısımları toprakla doldurulmuş olan temeller, sandık tipindedir. Yüksekliği 2 metre olan Potern tabanı geniş ve yassı taşlarla döşenmiştir. Şehir dışına bakan kısmı ise tahrip olmuştur.

Anadolu, yeraltı zenginlikleri bakımından zengin bir bölge olması sebebiyle gümüş, altın, demir ve bakır yatakları bol miktarda bulunuyordu. Maden Hitit devleti için ekonomik bir unsurdu. Hititler metal külçelerini; fırın, ocak, körük, üfleç, pota gibi zengin üretim malzemesine sahip yerel atölyelerde önce eritmişler, daha sonra pişmiş toprak yada taştan yapılmış kalıplarda dökerek metaller üzerinde soğuk yada sıvı halde çıkarmışlardır. Burada maden atölyesinde yapılan kazılarda, maden işçiliğine işaret eden külçe, cüruf kalıntıları, potalar, üfleç parçaları, kalıp, taş aletler, kemik çekiçler, gümüş ve tunç iğnelerde ele geçmiştir.

Hitit Ekonomisinin en önemli özelliği tarımdır. Hitit arazileri tarım alanında üç gruba ayrılmıştır. Birinci grup saraya ait, ikinci grup tapınağa ait, üçüncü grup ise kral tarafından şahıslara bağışlanan topraklardır. Bu topraklarda üretilen tahıllar buğday ve arpa yoğunlukludur. Bunun yanında üzüm, elma, incir, zeytin, nar, mercimek, nohut, bakla, burçak, kimyon, salatalık, kişniş, pırasa, soğan, sarımsak, safran ve maydanoz da yetiştirilmekteydi. Besin üretiminin güvence altına alınabilmesi için, yeraltı siloları kuran Hititler, bu sayede çok fazla miktarda tahılı hava almaksızın saklayabiliyorlardı.

Hititler döneminde; Bir tablette yazılanlara göre ''Onların eline ekmek ver, hasta olana yardım et, ona ekmek ve su ver, aç olana ekmek, hastalara merhem, çıplağa giyecek ver!'' Hititlerin sosyal hayatı hakkında bilgiler vermektedir. Feodal yapıya sahip Hitit İmparatorluğu, vergi vermeye yükümlü kıldığı bir dizi krallığı egemenliği altında tutuyordu. Kral, başkomutan, başrahip ve yargıç görevini de yürütüyordu. Kralın verdiği kararlar ''panku'' adı verilen soylular meclisi tarafından onaylanıyordu. Kraliçe de kendine ait mührüyle bazı kararlarda krala eşlik ediyordu. Devlet işleri memurlarca yürütülmekte, tapınaklar da kendi personelleri ile çalışmaktaydı. Tüccarlar, memurlar, zanaatkarlar, şehir halkını oluştururken, ziraat ile geçinen halk köylerde oturmaktaydı. Savaş esirlerinden oluşan köleler de kanunlar karşısında bazı haklara sahipti. Kralın aynı zamanda başrahip görevini de yürüttüğü Hitit dini çok tanrılı bir dindi. Ülkenin en büyük tanrıları Fırtına tanrısı ve Güneş tanrıçasıdır.

Negeziyorum ekibi olarak Çorum gezimizin ilk ayağında bu eski yerleşim yerini gezmenizi tavsiye ediyor, iyi seyahatler dileriz.




266 görüntüleme0 yorum

BLOG

YAZARIMIZ

OL!