IĞDIR ŞEHRİ

KONU BAŞLIKLARI;

IĞDIR TARİHİ

 

M.Ö 5000–4000 yıllarında bugünkü Azerbaycan Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadolu'da yerleşen Hurrilerden sonra; Mittaniler, Hititler,Asurlular, Kimmerler, Medler, Persler, Sümerliler ve Subailer gibi kavimlerin Orta Asya'dan gelerek bölgeye yerleştiği bilinmektedir. M.Ö 900-M.S 600 tarihlerinde kraliyet merkezi Van'da bulunan ve tüm Doğu Anadolu'yu idaresi altında tutan Urartu Krallığı'nın kendisine bağlı kurduğu küçük beyliklerden biri de Sürmeli adıyla bilinen Karakale şehridir. 149 yıllarında Bulgar Türkleri olan Arsaklı göçebeler, Sakalar'ı yenip Karakale'yi bir kraliyet merkezi yaptılar. 224 yılına kadar Urartular'la sık sık el değiştirerek Arsaklılar'ın egemenliğinde kalan bölgelerdeki Roma halkları da Arsaklılar'ın egemenliğini kabul etti. Iğdır ve çevresinde 660 yıllarında atlı göçebe halinde yaşayan Saka Türkleri'nin Kafkaslar'ı aşarak bölgeye gelmesiyle, Urartu egemenliği son buldu. 226-651 tarihlerinde bugünküİran ve Doğu Anadolu'da hüküm süren Sasaniler, 645 yılına kadar Iğdır ve çevresini elinde tuttular. Bölge 2 yıllığına Bizanslılar'ın egemenliğine geçtiyse de Müslümanlar bölgeyi tekrar ele geçirdiler.

 

638 yılında Halife Ömer döneminde bölgede İslâmiyet yayılmaya başladı. 645 yılında Halife Osman döneminde Erzurum'da büyük Bizans ordusu yenilgiye uğratılınca Aras boyları Müslümanların eline geçti. Eyalete dönüştürülen Sürmeli ve Sahat Çukurlarının (Revan ve Iğdır) başına değişmeli olarak Arap ve Türk valiler gönderildi. Abbasiler döneminde ise bölgeyi sadece Türk valiler yönetmeye başladı.

 

Selçuklular, 1048 yılındaki Pasinler Savaşı'ndan sonra Iğdır ve çevresine yerleşmeye başladılar. Sultan Alparslan'ın 1071'de Bizans İmparatorluğu ile yaptığı Malazgirt Savaşı'nın ardından, Iğdır ve çevresi kesin olarak Selçuklu egemenliğine girmiştir. Bölge çoğunlukla Kayı boyunun idaresinde kalmıştır. 1239'da Moğol istilası başlayınca Kayılar Sürmeli Çukuru'nu terk edip batıya göç etmişler ve Osmanlı Beyliği'ni kurmuşlardır.

 

Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Nahçivan çevresinde Çağatay ordusunu yenince Sürmeli çukuruna girdi. Karakoyunlu Türkleri, Iğdır ve Revan'ın köylerine yerleşmeye başladılar. 1420 yılında Iğdır bir ilçe olarak Revan iline tabi oldu. Karakoyunlular, Sürmeli ve Serhat çukurlarında 65 yıl hüküm sürdüler.

 

Başkenti Diyarbakır'dan (Amid) Tebriz'e taşıyan Akkoyunlular, Aras boyuna ve Gürcistan'a yaklaştılar. 1469 yılında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Sürmeli Çukuru (Iğdır Ovası) ve Sahat Çukuru'na (Revan Ovası) girdi. Bunun üzerine Karakoyunlular, Horasan'a göç etti. Uzun Hasan buraları ele geçirdiğinde bir süre burada dinlendi. Akkoyunlular çağı; sulama için büyük kanallar açılmasıyla, bağ ve bahçelerin arttırılmasıyla Iğdır'ın en parlak ve en verimli çağı oldu.

 

1500 yılında Akkoyunlu Elvend Han, özellikle Revan, Iğdır ve Karakoyunlu'dan eli silah tutan gençleri silah altına alıp Akkoyunlu ordusunun güçlenmesi için onları yetiştirmeye başladı. 1502 yılında Safevi hükümdarı Şah İsmail'e savaş açan Elvend Han, onunla Şerur civarında karşılaştı. O yıl savaşı kazanan Şah İsmail bu bölgeyi Şiileştirmesi için Sevindük Han'ın emrine verdi.

 

Osmanlı tahtına oturur oturmaz Safevilere savaş açan Yavuz Sultan Selim, 22 Ağustos 1514'te Çaldıran Savaşı'yla içinde Sürmeli Çukuru'nun da bulunduğuTebriz'e kadar olan toprakları Osmanlı Devleti'ne kattı. Ancak Yavuz Sultan Selim'den sonra bölge sürekli el değiştirmeye başladı. Özellikle 1551 yılında Şah Tahmasb'ın Iğdır'a girmesi nedeniyle Kanuni Sultan Süleyman, doğu seferine çıktı. Sürmeli Çukuru'nu denetim altına alıp 17 Temmuz 1554'te Revan Kalesi'ni alarak şehre girdi.1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması'yla Şah I. Tahmasp; Osmanlıların Kars, Iğdır, Revan (Erivan) ve Tebriz çevresindeki egemenliğini kabul etti. 23 yıl sonra antlaşma bozuldu ve buralar tekrar Safevilerin eline geçti. 1578 yılındaki Çıldır Meydan Savaşı'ndan sonra Aras boyu tekrar Osmanlıların eline geçti ve buralar 1604 yılındaŞah Abbas'ın saldırmasıyla yeniden Osmanlıların elinden çıksa da 8 Ağustos 1635 tarihinde sefere çıkan IV. Murat tarafından tekrar ele geçirildi ve 17 Mayıs 1639'da Kasr-ı Şirin Antlaşması'na kadar kesin olarak Osmanlı egemenliğinde kaldı. Bu antlaşmayla iki ülke arasında sınır oluştururken Sahat Çukuru'nda bulunan Revan ve çevresi Safevi hâkimiyetine girdi. Bu tarihi izleyen yıllarda yöredeki kentleri yerle bir eden şiddetli bir depremden sonra Iğdır şehri bugünkü yerinde 1664'te kuruldu.

 

Osmanlı İmparatorluğu1718–1730 yılları arasında Lâle Devri'ni yaşarken İran'da Sünni Afganlarla Şii Safeviler arasında kanlı mezhep çatışmaları yaşanıyordu. Bu kargaşadan faydalanıp Revan'ı ele geçirmek isteyen Osmanlılar, 3 Ekim 1724'te Revan ve çevresini yeniden egemenliği altına aldı. Kendini toparlayan Safevi Devleti Osmanlı'ya savaş açarak 4 Eylül 1746'da Iğdır ve çevresini Kerden Antlaşması'yla topraklarına geri kattı. Bu barıştan 1 sene sonra Nadir Şah'ın öldürülmesiyle Aras boylarında bağımsız hanlıklar kuruldu.

 

Iğdır ve çevresi 1747 yılında Aras boylarında kurulan hanlıklardan en güçlüsü olan Revan Hanlığı'nın sınırları içindeydi. Bu hanlığın döneminde Iğdır çevresindeki insanların refahı arttı. Yazın tarım ve hayvancılıkta gelişen bölge, kışın özellikle sosyal hayatta gelişme gösterdi. 19. yüzyılın başlarında yayılımcı bir politika izleyen Rusya, 1826 yılından başlayarak Revan, Iğdır ve Nahçivan'da egemenlik kuran Revan Hanlığı'yla şiddetli çarpışmalara girdi ve güçlü Rus ordusu karşısında direnemeyen hanlığın son hâkimi Hüseyin Ali Han, 1 Ekim 1827'de Revan Kalesi'ni, 22 Şubat 1828'de ise tüm hanlığı Ruslara teslim etti.

 

Bölgeyi yönetimi altına almak isteyen Rusya buraya Ermenilerin yerleşmesini desteklemiş ve Ermeniler'i yerleştirdiği Revan şehrinin adını Erivan olarak değiştirmiştir. Ermeniler,Revan Hanlığı'nın toprakları üzerinde yeni Ermeni köyleri kurdular. 1905 yılında Rusya'da çıkan ayaklanma, Çar II. Nikolay'ı meşrutiyet yönetimini ilan ettirmek zorunda bıraktı. Meclise Iğdır çevresinden 2 milletvekili (Ali Ekber Tufan ve Ali Mirza Bey) gitti. 1914 yılında I. Dünya Savaşı başladığında Enver Paşa'nın 100.000 kişilik bir orduyla yola çıksa da Sarıkamış Faciası sebebiyle herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. 1917'de patlak veren Rus İhtilali, Iğdır ve çevresinde bir otorite boşluğu yarattı. Bu boşluktan dolayı Türkler ve Ermeniler anlaşarak Meleklili Ali Ekber Tufan başkanlığında 5 Ermeni ve 5 Türk'ten oluşan Iğdır İcra Komitesi'ni 10 Mayıs 1917'de kurdular. Ermenilerin Mart 1918'de Bakü'ye saldırması üzerine baş gösteren anlaşmazlıklardan ötürü Ermeniler komiteden istifa etti.Hükumet konağı Iğdır merkezinden Melekli'ye taşındı. Şu an Iğdır'a bağlı bir belde olan ama o yıllarda bir köy olan Melekli'ye taşınan hükumetin ihtiyaçlarını Kaçardoğanşalı köyünden Abbasoğlu Süleyman ve Iğdırmavalı Meşedi Tüccar Abbas Vurgun karşılıyordu.Başkent Melekli olmak üzere, Tuzluca, Aralık,Şerur, Vedibasar, Zengibasar ve Serdarabad'ı kapasayacak şekilde Iğdır Milli Cumhuriyeti ilan edildi.Başkanlığına Ali Ekber Tufan getirilen bu Cumhuriyet, Osmanlı Devleti Ve Bolşevik Rusya tarafından tanınan Mavera-i Kafkasya Cumhuriyeti (SEYM)Meclisi tarafından tanındı.Bu sebeple Iğdır Cumhuriyeti, 'Bağımsız İlk Türk Cumhuriyeti' olmuştur.Ermeni milislerin saldırılarının artmaya başlaması üzerine işbirliği halinde olan Iğdır, Melekli; Karakoyunlu, Aralık ve Zengibasar'dan oluşan bir ordu kuruldu. Kafkasya'da Türk Halklarını silahlandırmak adına yapılan gizli Tiflis Türk Kurultayına katılan Ali Ekber Tufan, Iğdır halkı üzerinde oluşan soykırım endişelerini belirterek Mehmed Emin Resulzade'nin yardımlarıyla temin ettiği silahları Iğdır'a ulaştırmıştır.Silahlandırılan Iğdır Milli Cumhuriyeti Kuvvetlerine, Kazım Karabekir'in talep üzerine gönderdiği, içinde Şehit Çankırılı Mehmet Çavuş'unda bulunduğu bir manga eğitim veriyordu.Drastamat Kanayan Liderliğindeki Ermeni milislerin ilk ciddi saldırısı Aralık 1919'da başladı. Bunun üzerine Iğdır'da en kalabalık birliği melekli olmak üzere Vedibasar'dan Abbas Kulu Bey 2000, Tuzluca'dan Şamil Ayrım 300, Aralık’tan Merdanoğlu Kurban Ali,Meşhedi Bilal Toksöz, Ali Abuzeroğlu, Gani Hacı Muharremoğlu, Settar Hasanoğlu 100’er kişi, Muhtar Bey (Amarat’tan)200, Aşiret Kuvvetleri olarak Ağrı Dağı eteklerinden Hamid Güneş 300 Ali Mirza Bey 300, Hacı Mirza Bey'in 150'si atlı olan 1.500 Yardımcı Kuvvet olarak Nahçıvan'dan Kelbi Ali Han 3000 kişilik ordusu Ermenilerle çatışmaya başladı.Temmuz 1919'da Ermeniler Melekli'ye saldırdı. Iğdır halk kuvveti Ermeni milislere karşı koydu ve onları Taşburun'daki mevzilerine geri çekilmeye zorladı. 5 Ağustos 1919'da Ağrı Dağı çevresindeki aşiretlerinde desteğiyle Taşburun çevresindeki Ermeni güçleri yenilip Aras Nehri'nin karşısına geçti. 17 Ocak 1919'da Kars'ta Cenubi Garbi Kafkas Hükûmet-i Cumhuriyesi kuruldu. Ancak kısa bir zaman sonra İngilizlerin denetimi altındaki 12.000 Anzak askeri hükümeti bastı ve öldürdüğü 2 kişi dışındakileri Malta'ya sürdü.Wilson İlkeleri adı altında gözlem yapmaya gelen Amerika Genelkurmay Başkanı James Harbord'a Ali Ekber Tufan tarafından bölge gezdirilerek Ermeni Çetecilerin sistematik olarak gerçekleştirdiği vahşetin acı hatıraları gösterilmiş ve imza toplama gibi etkinlikler düzenlenerek General Harbord'a sunulmuştur.General Harbord İtilaf Devletlerine;'Büyük Ermenistan denilen yerde Ermeni göremedim' raporunu iletmiştir ve bu sayede Türk Halkını tehlikeden önleyecek geçici bir sınır oluşturulmuştur.Ayrıca bu rapor Lozan Antlaşmasında Iğdır'ın Türkiye sınırları içinde kalması konusunda büyük önem arz etmiştir.Fakat daha sonra bölgeye gelecek olan 'Barış Gücü' adı altındaki 6.000 İngiliz Askerinin silah ve cephanesini Ermeni Ordusuna vereceği tahmin edilememiştir.

 

II. Kafkas Kolordu Komutanlığından III. Ordu Komutanlığı'na 16 Mayıs 1916 tarihinde gönderilen mesajda durum şöyle ifade edilmiştir: Ermeni çeteleri sadece 1918 yılı Nisan ayında Iğdır'da 800'ü aşkın Müslümanı öldürmüştür. 21 Ağustos 1919 tarihinde 12. Fırka Kumandanı Osman Nuri'nin 15. Kolordu Kumandanlığı'na göndermiş olduğu raporda; Ermenilerin saldırı yapacağı yerlerdeki Hristiyanları bir bahane ile bölgeden çektikleri ve bu şekilde Iğdır ve Tuzluca (eski adı Kulp) civarındaki köylere aniden girmek için hazırlandıklarını bildirmiştir. 5 Temmuz 1920 tarihli bir diğer raporda 1918 yılından beri Kars ve Iğdır çevresinde öldürülen Müslüman sayısının 25.000'i geçtiği kaydedilmiştir. Temmuz 1919'da Ermeniler Melekli'ye saldırdı. Iğdır halk kuvveti Ermeni milislere karşı koydu ve onları Taşburun'daki mevzilerine geri çekilmeye zorladı. 5 Ağustos 1919'da Ağrı Dağı çevresindeki aşiretlerinde desteğiyle Taşburun çevresindeki Ermeni güçleri yenilip Aras Nehri'nin karşısına geçti. Kasım 1919 yılında İngiliz ve Rus Birliklerinden silah temin ederek tekrar Iğdır üzerine yürüyen Ermeni Birlikleri Iğdır ve Başkent Melekli'yi muhasara altına almıştı.Gıda ve Cephane sıkıntısı çeken halk, Doğu Beyazıt'da bulunan Türk Tümeninin Polatlı'ya hareket edeceği dedikodusuna dayanamayarak İran ve Ağrı(Karaköse)'ye doğru milis güçlerin eşliğinde hareket ettiler. Gödekli civarındaki halk ise Erzurum'a doğru yola çıktı.Melekli'de muhasara altında kalan 3.000 civarında sivil halkı Doğu Beyazıt'dan desteğe gelen Celali Aşireti Reisi Broki Hesso Telli(İbrahim Ağa) birlikleri kurtararak Doğu Beyazıt'ta misafir etmiştir.İran'ın Hoy, Makü, Sengerköy ve Kişmiştepe bölgelerinde Kış aylarını geçirmek üzere kamp kuruldu.1920 İlkbaharında İran'da yerli halkın zulmüne dayanamayan halk geri dönerek Erhacı'da kamp kurmuş, 1920 İlkbaharında saldıran Ermeni birliklerini geri püskürtmüş ve daha sonra gelen TBMM Ordusu ile birlikte Iğdır'a tekrar geri dönmüşlerdir.

 

Ermeni saldırılarından kaçan 14 köyün halkı, Küllük Köyü'nde toplandı. Buradaki silahlı milisleri silahsızlandıran Ermeniler, halkı toplu bir şekilde öldürmüşlerdir. Iğdır'dan Ağrı Dağı'nın görünümüGüney Batı Kafkas Müslüman Merkez Komitesi Başkanı Dr. Esat Oktay'ın 5 Ağustos 1919 tarihli raporunda Oba Köyü dahil olmak üzere 38 köyün de aynı kaderi paylaşmış olduğu belirtilmiştir. Yerli Ermeniler, Erivan'da boşalan Türk köylerine göçüyorlardı. Iğdır halkı ise boşalttığı köylere zaman zaman tekrar geri dönüyordu.General Dro'nun birlikleri, Küllük, Yaycı, Alikamerli, Oba ve Hakmehmet köylerindeki halkla çatıştıktan sonra Kızılzakir (Akyumak) ve Melekli'den geri püskürtülmüştür. Ermenilerin saldırıları sonucu silahsız kalan halk canını kurtarmak için İran'a kaçmaya başladı. 1919'un sonlarına doğru dağılan ve ortak bir direniş kuramayan Iğdır halkını örgütlemesi için Erzurum'daki 15. kolordu komutanı Kâzım Karabekir'in emriyle Iğdır civarına birkaç subayla asker gönderildi. Ancak halk, Yüzbaşı Ahmet Cengiz Bey etrafında toplandı. Kerimbeyli Köyü'nde Cengiz Bey Şura Hükümeti kuruldu.Karakoyunlu'da bir akşam toplanan Cengiz Bey ve adamları Cavit Paşa'nın yanına çıktı. Iğdırlılara yüklü miktarda silah ve cephane verildi ve bunlar hiç Ermeni yaşamayan ve Ermenilerin giremediği köylerden biri olan Melekli'de yığıldı.

 

Ermenilerin saldıracaklarını tahmin eden Cengiz Bey, Iğdır çevresinden eli silah tutanlardan bir ordu kurdu. Iğdır'ın merkezindeki Ermeniler üzerine yürüdü. Püskürtülüp Melekli'de sıkışan orduya Doğubeyazıt'taki Kürt aşiretlerinden destek kuvvetleri geldi. Aşiret kuvvetleri basında olan kurtulusunda gore 3.000 kadar Türk'ü kurtarıp Erhacı'ya topladılar. 19 Mart 1920'de General Dro komutasındaki Ermeni 2. Tümeni batıdan Iğdır Ovası'na saldırdı. General Dro'dan kaçanlar Ağrı Dağı eteklerindeki köylere sığınıyorlardı. 5.000'in üzerindeki ahali Erhacı Gölü çevresindeki Ağrı Dağı'nın savunmaya elverişli yerlerinde mevzilendi. 20 Mart 1920'de sabah saatlerinden itibaren General Dro kuvvetleri Erhacı'ya top mermileriyle saldırdı. Akşama kadar süren gerilla savaşlarıyla Ermenilere 1.000'e yakın kayıp verdirildi. Türklerden ise 30–40 civarında kayıp vardı. Bu arada Erhacı ahalisiyle civar köylerden sığınanlar korunaklı sığınaklarda saklandığı için zarar görmedi. Erhacı civarında saklanan 5.000'in üzerindeki ahali, Doğubeyazıt üzerinden İran Azerbaycanı olarak kabul edilen Tebriz ve çevresine mülteci olarak gitmişler ve Cumhuriyet kurulduktan sonra eski yerlerine dönebilmişlerdir. Sağ kalan Iğdırlıların eli silah tutanları ise Milli Mücadele için Ankara'ya doğru yola çıkmıştır. 8 Temmuz 1920'de Ermeniler, Bayraktutan ve Kadıkışlak istikâmetinden Iğdır'a saldırdılar. Ermenilere karşı koyamayacaklarını düşünen ahali Ağrı Dağı'nın korunaklı kayalarına kaçarak köylerini terk ettiler. Hemen hemen Iğdır ilinin tamamına yakını terk edildiği için Ermeniler Doğubeyazıt'a doğru gittikçe ilerlemeye başlamışlardı.

 

1920 yılının Eylül ayında Kâzım Karabekir komutasındaki birlikler harekete geçerek 29 Eylül 1920'de Sarıkamış'ı alarak 1 Ekim 1920'de Kağızman'a girdi. Deli Halit Paşa komutasındaki tümen, 30 Ekim 1920'de Kars Kalesi'ni aldı. 7 Kasım 1920'de Gümrü'ye girildi. Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir, karargâhını buraya kurdu. Aynı gün Nahçivan'daki Türk birlikleri Nahçivan çevresini ele geçirdi.Doğu'dan gelen Abbas Kulu Bey ile Teğmen Mustafa Kâmil'in emrindeki 3,000 kadar eğitilmiş kuvvet Zengibasar'a ulaşmış ve Revan önlerine kadar gelmişti. Iğdır'a hareket emri veren Cavit Paşa, 11. Tümen başında Doğubeyazıt'ın kuzeyindeki sarp kayalık yollarını aşıp Sürmeli Çukuru'na doğru yöneldi ve karargâhı Suveren (Ergof)'da kurdu. 11 Kasım 1920 gecesi Türk kuvvetleri taarruza geçti ve 12 Kasım 1920 itibarı ile Sürmeli Çukuru'nda bulunan Ermeniler buradan ayrıldılar.

 

Ermenistan, 17 Kasım 1920'de Kâzım Karabekir'in öne sürdüğü barış şartlarını kabul etmiş ve bunun üzerine 22 Kasım 1920'de Gümrü'de barış görüşmelerine başlanmıştır. 2 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması imzalanarak Iğdır ve çevresi Türklere verilmiştir. Antlaşmanın imzalanmasından bir gün sonra Ermenistan, Kızıl Ordu'nun denetimine girince burada bir Sovyet Hükümeti kurulduğu için bu antlaşma onaylanamadı. Bu yüzden Sovyet Rusya ile TBMM Hükümeti arasında 16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Antlaşması ve Kars Antlaşması'yla Iğdır Türklere verildi. İl merkezi 14 Kasım 1920 tarihinde Kâzım Karabekir Paşa'nın orduları tarafından ele geçirilmiştir. Nitekim, Iğdır'da 14 Kasım tarihi ilin düşman işgalinden kurtarılışının yıldönümü olarak her yıl törenlerle kutlanmaktadır.1924 yılında ülke yönetimi yeniden yapılandırılırken Bayazıt Vilayeti'ne bağlı bir nahiye, 1934 yılında Kars'a bağlı bir ilçe olan Iğdır, 1991'deSSCB'nin dağılmasından sonra Kafkasya'da ortaya çıkan karışıklıklardan dolayı önemi artmasından dolayı Ardahan'la birlikte 1992 yılında Kars'tan ayrılarak il olmuştur.

 

NEREDE VE NASIL GİDİLİR?

Iğdır İli, Kuzey ve kuzeydoğu sınırını Aras Nehri ve nehir yatağı boyunca Ermenistan sınırı teşkil eder. Doğu ve güneydoğusundan Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti ve İran, güneyinde Ağrı ili, batı ve kuzeybatıda Kars ili yer almaktadır. Yüz Ölçümü 3.539 km2 dir.

Iğdır'a ulaşım yanlızca Kara yolu olmak üzere 1 türlüdür.

 

Iğdır Otogarı, Yerleşim yerinin merkezinde olan otogar hem ulaşıma büyük katkı sağlamış hemde önemli olduğunu göstermiştir.

GEZİLMESİ GEREKEN YERLER (13 Yer Eklendi)

 

Anıt Müze

Iğdır Kervansarayı

Meteor Çukuru

Aras Nehri

Karakale Harabesi

Nuh'un Gemi Maketi

Açık Hava Müzesi

Korganı Kalesi

Tuz Mağaraları

Gödekli Kümbet

Koç Başlı Mezar

Urartu Tepeleri

Çakırtaş Kümbeti

 

IĞDIR'IN NELERİ MEŞHUR?

HEDİYELİK OLARAK GÖTÜRÜLEBİLECEKLER

Kaya Tuzu Lambası; 

Iğdır Kayısısı;

Nabat Şekeri;

Zerdeçal;

Patlıcan Reçeli;

Kaya Tuzu Lambası

Iğdır Kayısısı

Nabat Şekeri

Zerdeçal

Patlıcan Reçeli

IĞDIR MUTFAĞI

Bozbaş; 

Ekşili Pilav;

Etli Sarma;

Katık Aşı;

Taş Köfte;

Bozbaş

Ekşili Pilav

Etli Sarma

Katık Aşı

Taş Köfte

Hakkımızda          Kullanım Şartları          Gizlilik Sözleşmesi          Site Haritası          İletişim

  • Facebook
  • Twitter
  • YouTube
  • Pinterest
  • Tumblr Social Icon
  • Instagram

Negeziyorum © Her Hakkı Saklıdır |2015|